Ekrandaki Cezasızlık, Zihindeki Tehlike
Köşe Yazarı · Yayın: 6 Haziran 2026, 22:54 · Güncelleme: 6 Haziran 2026, 23:51 · 3 dk okuma
Televizyon kumandasına ya da dijital platformların "oynat" tuşuna bastığımızda karşılaştığımız manzara artık hepimizin malumu: Pervasızca çekilen silahlar, havada uçuşan kurşunlar ve saniyeler içinde son bulan insan hayatları... İşin en acı ve tehlikeli kısmı ise tüm bu vahşetin ardından karakterlerin hiçbir şey olmamış gibi, çaylarını yudumlayarak hayatlarına devam etmesi. Şiddet, reyting uğruna estetize ediliyor; cinayet, sıradan bir senaryo hamlesine dönüştürülüyor.
Oysa gerçek hayatın acımasız gerçekleri, kurgusal evrenlerin konforuna benzemez. Gerçek hayatta bir cana kıymanın ne vicdanda, ne hukukta, ne de toplumda ‘normal’ bir karşılığı vardır. Bir insanın hayatı, bir senaristin kaleminde harcanacak kadar basit, bir sahne geçişi kadar değersiz değildir. Şiddeti sonuçsuz, cezasız ve bedelsiz gösteren her sahne, özellikle zihinleri henüz şekillenmekte olan gençlerde tehlikeli bir yanılsama yaratıyor. Onlara adeta "Öldür ve devam et" mesajı fısıldanıyor.
Açıkça söylemek gerekir: Böyle bir dünya yok.
Peki, bu tehlikeli gidişata sadece seyirci mi kalacağız? Elbette hayır. Eğer yarınlarımızı ekranlardaki bu karanlığa teslim etmek istemiyorsaki topyekûm bir refleks geliştirmek zorundayız.
Ne Yapmalı?
Ekranın Koruyucuları Devreye Girmeli: RTÜK ve dijital platformlar, şiddeti yücelten, silahı bir güç unsuru olarak sunan içeriklere karşı çok daha net, tavizsiz ve caydırıcı kurallar koymalıdır.
Sosyal Medya Kuşatması Kırılmalı: Şiddet sadece uzun dizilerde değil, sosyal medyadaki saniyelik kısa videolarda (Reels, TikTok vb.) daha hızlı yayılıyor. Bu platformlardaki şiddet içeriklerinin yayılımı algoritmalara müdahale edilerek hızla sınırlandırılmalıdır.
Yasaklamak Değil, Konuşmak: Aileler, çocuklarının ne izlediğini gizlice takip etmek ya da sadece yasaklar koymak yerine, onlarla konuşmalıdır. İzlenilen içeriğin kurgu olduğunu anlatarak rehberlik etmek, en güçlü kalkandır.
Müfredata "Hayat" Dersi: Okullarda medya okuryazarlığı ve öfke kontrolü eğitimleri zorunlu ve nitelikli hale getirilmelidir. Gençler, izledikleri içeriği eleştirel bir süzgeçten geçirmeyi öğrenmelidir.
Alternatif Alanlar Yaratılmalı: Gençlerin enerjisini tüketeceği, kendini var edebileceği alanlar kurşun sıkılan sokaklar olmamalıdır. Onlara spor, sanat, bilim ve kulüp çalışmaları gibi sağlıklı, üretken alanlar açmak devletin ve yerel yönetimlerin asli görevidir.
Dizilerdeki sahte kahramanların, gerçek dünyadaki çocukları zehirlemesine izin veremeyiz. Unutmayalım; ekranda temizlenmesi bir mendil silişine bakan o kan lekeleri, gerçek hayatta bir neslin geleceğini karartıyor.